8 Mayıs 2011 Pazar

kedi



fazlaca klasik, bir o kadar klişe bir fotografla karşınızdayız:) bu blogun ilk yazısı'nın başlığı kedik'in rüyasıydı. belki o başlığa yaraşır bi fotograftır bu da...

hatta bi de böylesi var:)



4 Mayıs 2011 Çarşamba

uzun


uzun uzun ağaçlar, upuzun bir yolda yapılan uzuuun bir yürüyüş...

yol ortasına bağdaş kurup oturmak, sohbet etmek uzun uzun. kafanı kaldırıp gökyüzüne baktığında bu manzarayı görmek...

lazım tam da şimdi.

3 Mayıs 2011 Salı

may1s

pek güzeldi, pek heyecanlıydı... bunlar da benden fotograflar...

*yok ki öyle tek başına koyabilecek kadar güzel fotografım:)

28 Nisan 2011 Perşembe

iskele


çok eskiden kalma bir fotograf gibi... eskisi gibi.

17 Nisan 2011 Pazar


bütün mevsimler tutsak düşse de yangına
her bahar dicle’yi emzirir dağlar...
bahar dicle’nin dağları kucakladığı yerde başlar
alışamam ölüme alışamam
ölüm insana aykırıdır alışamam
susmak insana aykırıdır susamam
yanı başımda bir yangın
eti yanar vatanımın susamam
yanıbaşımda ölüm çalıyor kapıları, duramam
çığlık olmak, ama her sessizliğe
çığlık olmak insana yaraşır
ölüme direnirim
tırnağımla dişimle ama alışamam ölüme
bir başına olmak önemli değil
bir gül, bir gül bırakabilmek arkadan gelenlere
tek başına bir mum
devirir geceyi
tek bir can
neleri neleri devirmez ki?
nedir bu sancı nedir?
hasretin yine başladı
sol yanım seninle birlik
işgal etmişsen yar ömrümü
ateşin düşmüş canıma
sen benim içimde, ben
diyarbekir içinde ağır ağır yanarım
dönerem bitmez
geçerem bir mermi gibi candan
yar senden geçemem
nasıl da özlemişem, sevda çeker canım
yangındır gayrı
bir uçtan bir uca sarılmıştır
her yan yeşile, sarıya, kırmızıya
dağlar damar damar olmuş, akar memleketin yüreğine
bugün keskin bıçak ağzı olsa da gökyüzü
bahar düşmüştür vatanıma
mavi erguvan dallar fışkırmıştır topraktan
can yürümüştür dallara
gayrı dört mevsim bahardır dağlardan akar
ne durursun ana görmisen, kar erir her yanda?
ne durursun ana tilili çek, çek tilili...

savaş ezgi.

sırrı süreyya'nın sesinden pek de güzel oldu bugün...

11 Nisan 2011 Pazartesi

havalar bulutlu

havalar bulutlu burada, ruhlar da öyle...

geçsin bence

7 Nisan 2011 Perşembe

nerde o eski takvimler

ısmarladığım fotograflar gecikmeli gelince ben de kendim çalar kendim söylerim burda...

eski tip maarif takvimim olsaydı ne güzel, sayfa sayfa yırtıp da gün sayardım... şimdi böyle yeni nesil takvimle yapabildiğim tek şey beklediğim günü işaretlemek oluyor.

evet, biz burada gün sayıyoruz.. peki ya siz?

5 Nisan 2011 Salı

Kim o?

Benim siparişim geldi, darısı gemleyenlerin başına.
"5 numara"dan çok güzel 45 dk. uzaklara bakmalı gıcık sanat filmi ismi olur bence, afiş de hazır, mis gibi. Şaka bi' tarafa da; kapının önündeki bilir de evdekileri, kapının ardındaki bilmez kimi kimseyi. 'Kim o?'  bunun için pek bi' önemli. Bizim merakımız da kapının cinsi değil elbet, sebebi de belli; kim ki kapının ardındaki?

3 Nisan 2011 Pazar

yerçekimli karanfil


biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
oysa ki seninle güzel olmak var
örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
o başkası yok mu bir yanındakine veriyor
derken karanfil elden ele.

görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasil, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce.


*fotograf siparişi gelmedikçe böyle şiirsel takılabilirim. bence buna bir son verilsin:)

30 Mart 2011 Çarşamba

adlandırılamayan duyguların ilacı: cemal süreya


önce bir ellerin vardı yalnızlığımla benim aramda
sonra birden kapılar açılıverdi ardına kadar
şarabın yanısıra felekte bir cumartesi
gözlerin, onun ardından yüzün, dudakların
sonra herşey çıkıp geldi.

yeni çizilmiş gözlerinle namuslu, gerçek
bir korkusuzluk aldı yürüdü çevremizde
sen çıkardın utancını duvara astın
ben aldım masanın üstüne koydum kuralları
herşey işte böyle oldu önce

*fotograf laubali oldu biraz farkındayım, ama içimden geldi. olmaz mı öyle?

28 Mart 2011 Pazartesi

yolda

ısmarlanmadan da fotograf çekebiliyoruz tabii ikimiz de. e blog da bizim olduğuna göre yayınlayabiliriz sanırım.

geçilsin bu yoldan beraberce...

bir de can yücel'den gelsin:

"Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun... İstemek de güzel. "

25 Mart 2011 Cuma

Tak Takıştır

Kedik bu fotoğrafa ısrarla mankenlik yapmak istediğini söyledi ama ben müsaade etmedim:)
Kedik'in en sevdiği takısı bu, biz de çok sevdik, evet artık anlamış olmanızı umuyorum ki bu fotoğrafı ben 'ısmarladım,' şimdi izninizle;
Var olduğum öyle anlar oluyor ki;
Var olmamak içindim çoğu zaman...
'Her şey senin yüzünden'
Deyip çıkmak vardı aradan.
Ama ben bilirdim ki,
Benim yüzümdendi de çoğu zaman...

yastık

dün sıkıntılı bir kaç saatin sonunda yastığa kafamı koyduğumda sabun kokan yastığım rahatlattı sanırım beni. yeni değiştirilmiş nevresim kokusu huzur veren şeylerin başında geliyor sanırım benim için. işte gecenin sonunda kafam rahatlamışken ulvigo'nun yastığını merak ettim ben. kafasını koyup dertlendiği, hayal kurduğu, horlayarak uyuduğu yastığı... ısmarlama fotograf bugünler içindir dedim ve işte karşınızda:)

bu da fotografın anlam ve önemine ait bir şarkı olsun...

send me the pillow
the one that you dream on... and i'll send you mine...

24 Mart 2011 Perşembe

dalgalar

ulvigo'ya ısmarladığım ikinci fotograf geldi. bu fotografın gelmesiyle bloga fotografları nasıl gireceğimiz konusu da gündeme geldi. (uzun tartışmalar sonucunda diyemeyeceğim) herkesin kendi ısmarladığı fotografın altına birkaç kelam yazıp yayınlamasına karar kıldık.

bu fotograf ünye'de çekildi. karadeniz dediğimizde gözümün önüne gelen en güzel sahne sanırım. dalgalı bir deniz kenarı, bir iskele ve kulağımda dalganın çekilirken kıyıdaki taşları götürdüğü şıkır şıkır taş sesleri. bir de bu manzaraya karşı sevgiliyle şarap içmek var ki paha biçilemez sanırım...

yazıyı yazmaya başladığımdan beridir de dilimde bu şarkı.

severim ki

22 Mart 2011 Salı

rüya gerçek oldu...




aşağıdaki postta değişik bir versiyonunu gördüğünüz ilk ısmarladığım fotografın hikayesiyle giriş yapayım istedim.

adisyon ve kendi sarı, kapağı mavi çaycı kalemi... bir hayalin kalemi aslında. ünye'de açılacak çay bahçesinin, kurulacak hayatın hayalinin kalemi. kendi bloguma yazacaktım bu hayali fotograf eşliğinde ama sonra bir rüya geldi, ısmarlama fotograf fikri ortaya çıktı sonrasında da bu blog. uzun uzun yazarım o hayali belki bir gün buraya da, şimdilik yaşaması daha keyifli...

kedik'in birinci rüyası gerçek oldu, sonrakiler de olsun:)